Haberler

Add to Flipboard Magazine.

 
BÜYÜKERŞEN : "Beklentimiz rekabetçi ve öngörülebilir kur seviyesi"
 

Beklentimiz rekabetçi ve öngörülebilir kur seviyesi'

Büyükekşi, "Beklentimiz rekabetçi ve öngörülebilir kur seviyesi. Bu yüzden Merkez Bankası daha proaktif davranmalı" dedi.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, "Bugüne kadar Türkiye'nin kazanımları ülkeyi krizler ülkesi sıfatından kurtardı,  Türkiye rol model oldu. Ekonomik ve siyasi istikrar Türkiye'ye sınıf atlattı" dedi.
Mehmet Büyükekşi, nisan ayı ihracat rakamlarını Bayburt Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'ndeki Prof. Dr. Gökhan Budak Konferans Salonu'nda düzenlenen basın toplantısıyla açıkladı.

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü sebebiyle çalışanların, emekçilerin bayramını kutladığını belirten Büyükekşi, Bayburt'un Türkiye'nin en küçük ili olduğunu belirterek, tarihi İpekyolu üzerindeki bu kentte bulunmaktan mutluluk duyduğunu ifade etti.

Dünya, Avrupa ve Türkiye ekonomisinde yaşanan gelişmelere değinen Büyükekşi, "IMF ve Dünya Bankası'nın nisan ayında yapılan yıllık olağan toplantısında dünya ekonomilerinde görülen yavaş büyüme öne çıktı. Tüm dünyada yavaş büyüme artık normal senaryo haline geliyor. Bu yıl dünya ekonomisi için yüzde 2,9, gelişmiş ülkeler için yüzde 2,4, gelişen ülkeler için ise yüzde 4,3 büyüme bekleniyor" diye konuştu.

Büyükekşi, 30 yıl boyunca global çapta en fazla büyüyen Çin'in büyümesinin de yavaşladığını belirterek, şöyle devam etti:

 "Çin'in büyümesinin yavaşlaması dolardaki değerlenmeyle birlikte emtia fiyatlarında da gerileme başlattı. Dış piyasalarda ise hareketlilik devam ediyor. ABD iktisadi faaliyetlerde güçlü bir performans sergiliyor. Ancak dönem dönem şaşırtıcı veriler de kafaları karıştırıyor. Örneğin ABD'de 2015 yılı ilk çeyreğinde binde 2 büyüme geldi, bu da beklentilerin oldukça altında kaldı. Ancak Amerikan Merkez Bankası (Fed) yavaşlamanın iklim koşullarına bağlı olduğunu ve öngörülen faktörlerle oluştuğunu ve bunun geçici bir durum olduğunu söyledi. Bu neticeler ışığında Fed faiz artırımını yıl sonuna doğru yapacağı piyasalarda öngörülüyor. Fed'in faiz artırımı konusunda ısrar ettiğini görüyoruz. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde herkes hesabını buna göre yapması gerekiyor. Bu da finansal piyasalarda endişe yaratıyor."

FED'İN FAİZ ARTIRIMDAKİ BELİRSİZLİK
Büyükekşi, Fed'in faiz artışını başlatacağı tarih konusunda belirsizlikler bulunduğunu anlatarak, "Daha önce hep haziran ayı deniliyordu sonra eylül denmeye başlandı şimdi belki yıl sonu olur deniliyor. Bu da beraberinde kurlarda bir oynaklığı artırıyor. Doların değer kazanması özellikle geçmişte faiz düşük olduğu için dolarla borçlanan küresel firmalar için şu anda büyük bir risk haline geldi" diye konuştu.

Büyükekşi, faizlerin artmasıyla koşulların zorlaştığını ve tüm gelişen ülkelerin bu zorluklarla karşı karşıya kaldığını ifade ederek, şunları aktardı:

"Avrupa Birliği'nde toparlanan büyüme ile birlikte ithalatta önümüzdeki aylarda artış bekleniyor. İthalattaki artış inşallah Türkiye'nin ihracatına da olumlu katkı sağlayacak. Nitekim bizi sevindiren bir haber var. Verilere göre Türkiye'nin AB'ye avro cinsi ihracatı ilk 2 ayda tam yüzde 12 artmış durumda. Aynı dönemde AB'nin birlik dışı ithalatı avro bazda yüzde 1 gerilemiş durumda. AB'nin ithalatı gerilerken bizim ihracatımızı avro bazında yüzde 12 artırmamız o pazarda pazar payımızı artırmışız demek ve ilk 2 ayda AB'ye ihracatını en fazla artıran dördüncü ülke Türkiye. AB-28 ülkesinde çok güçlü bir pazar payı artışını böylelikle yakalamış olduk."

Büyükekşi, Avrupa Merkez Bankası'nın yeni parasal genişleme programının büyümeyi daha fazla desteklemesinin beklendiğini de söyleyerek, şunları dile getirdi:

"Her ay Avrupa Merkez Bankası 60 milyar avro parasal genişleme yapıyor. Buna göre avro bölgesinde 2015 yılında yüzde 1,5, AB'de yüzde 1,8 büyüme öngörülüyor. Diğer taraftan Dünya Ticaret Örgütü'nün açıkladığı son verilere göre dünya ihracatı 2015 ocak-şubat döneminde bir önceki yıla göre yüzde 9,1 azalmış durumda. Kayıtlar dolarla tutulduğu için tüm dünyanın ihracatında yüzde 9,1'lik bir düşüş var. Dolar bazındaki bu hesaplamalara göre AB'nin ihracatı yüzde 15,9 yani yaklaşık yüzde 16 düşmüş durumda. ABD'nin ise yüzde 4,6 düşmüş durumda. Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi gelişmekte olan ülkelerde de çok ciddi düşüşler var. Türkiye'de ilk 2 aylık düşüş yüzde 3,4 ile daha yumuşak bir düzeyde. Üç aylık verilere baktığımızda Hindistan'ın ilk çeyrekteki ihracat düşüşü yüzde 14,7, Brezilya'nın yüzde 13,7, Endonezya'nın yüzde 11,7, Japonya'nın yüzde 6. Tüm dünya ülkelerinde ihracatta bir düşüş var, Türkiye'nin ise ihracatta ilk çeyrekteki düşüşü yüzde 7,5. Yani diğer ülkelere baktığımızda göreceli olarak onlardan biraz daha iyi."

TÜRKİYE'NİN KÜRESEL TİCARET PAZAR PAYI ARTIYOR
Türkiye'nin küresel ticaretteki pazar payını geliştirdiğini belirten Büyükekşi, "Siyasi risk ve belirsizliğin yoğunlaştığı bu dönemde umut vaat eden gelişmeler yaşanıyor. İran ihracatımız olumlu bir tempoda büyüyor ve İran'la yapılan müzakereler de bize ümit veriyor. Rusya'da şu anda göreceli bir istikrar başladı. Rublenin değeri ve fiyatlar daha istikrarlı ve öngörülebilir hale gelmeye başladı. Bunlar da inşallah bundan sonraki dönemde ihracatımıza pozitif olarak yansıyacak" değerlendirmesinde bulundu.

Büyükekşi, Türkiye ekonomisinde yılın ilk 4 ayında iktisadi faaliyetlerde durağan bir eğilim yaşandığını belirterek, şöyle devam etti:

"Türkiye ekonomisinde yılın ilk 4 ayında iktisadi faaliyetlerde durağan bir eğilim görülüyor. Özellikle yaklaşan genel seçimler dolayısıyla tüm kesimlerde bir bekle-gör eğilimi öne çıkıyor. Diğer taraftan döviz kurlarındaki artışlar ve bu artışa hazırlıksız yakalanan firmalar bir miktar zorlanıyor. İhracatta da ciddi bir parite etkisi ve sorunlu pazarın varlığıyla zorlu bir dönemden geçiyoruz. Özellikle çevremizdeki Ukrayna, Rusya gerginliği, Rusya'da ekonomideki kötüleşme, diğer taraftan Irak'ta, Suriye'de sorun devam ediyor. Mısır, Libya'da sıkıntılar var. Bunun dışında döviz kurlarındaki oynaklığın artması ihracatçılarımızın fiyat belirlemesinde zorlandığı bir dönem oluşturuyor. İhracatçılar olarak ana beklentimiz rekabetçi ve öngörülebilir bir kur seviyesi. Bu yüzden Merkez Bankası'nın öngörülebilir kur seviyelerinin oluşması konusunda daha proaktif davranması gerektiğini özellikle belirtmek istiyoruz. Çünkü Türkiye'nin ana ihtiyacı büyümeyi destekleyecek finansman kaynakları."
Büyükekşi, Türkiye'nin büyümesini dış finansmanın sağladığını ifade ederek, "Bu durum Türkiye'nin yumuşak karnı. Çünkü tasarruf oranımız çok düşük. Geldiğimiz noktada küresel koşullar dış dünyadan da kaynak bulmayı her geçen gün zorlaştırıyor. İşte bu yüzden ekonomide güven istikrar ortamının sürmesi en büyük temennimiz. Bunun için Türkiye'nin dışarıda kendini çok daha iyi anlatması gerekir. Bunun için biz de TİM olarak çok büyük bir çaba gösteriyoruz" şeklinde konuştu.

TÜRKİYE'DE 1.5 MİLYON KİŞİ İŞ GÜCÜNE KATILDI
Dünyadaki diğer ülkelerin ekonomilerinde de sıkıntılar olduğunu dile getiren TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, şu ifadeleri kullandı:

"Dünya ekonomilerinin durumuna göz attığımızda görüyoruz ki gelişmiş büyük ekonomiler bütçe açıkları, yüksek hane borçları, zayıf bankacılık sektörü, yaşlanan nüfus gibi çok ciddi sorunlarla uğraşıyorlar. Türkiye ise tam tersine sağlam bütçe disiplini, kaliteli bilançoya sahip bankacılık sektörü, düşük hane halkı borç gibi nedenlerle oldukça önemli avantajlara sahip. Demokratik anlamda da genç ve dinamik bir nüfusumuz var. İşsizlik oranlarımız yükseliyor ancak istihdama katılım da önemli oranda artıyor. Bir yılda tam bir buçuk milyon kişi iş gücüne katıldı. Aynı dönemde nüfusumuzun 4 katı olan avro bölgesinde 220 bin kişi iş gücüne katıldı. Seçimlerin geride kalmasıyla birlikte yeni hükümet yeni ekonomi yönetimi ve yeni ekonomi politikaları inşallah Türkiye'nin geleceğine yön verecek. Bu bağlamda Türkiye'nin ciddi bir zihniyet devrimine ihtiyacı var. Bugüne kadar Türkiye'nin kazanımları ülkeyi krizler ülkesi sıfatından kurtardı, tam tersi Türkiye rol model oldu. Ekonomik ve siyasi istikrar Türkiye'ye sınıf atlattı."  

Büyükekşi, Türkiye'nin ekonomik olarak daha yukarı götürülmesi gerektiğini belirterek, "Zaman Türkiye'yi daha yukarılara götürme zamanı, zaman 2023 hedeflerine ulaşabilmek için sıçrama zamanı. Bizim de geldiğimiz bu noktada insanlarımızı tüketmeyi sevdiği kadar üretmeye de sıcak bakar hale getirmemiz lazım. Teknoloji çağının sadece tüketim kısmında kalmamalıyız. Aynı zamanda bilgiyi ve teknolojiyi de üretir halde olmalıyız" dedi.
Türkiye'de güçlü bir bankacılık sistemi ve başarılı maliye politikaları olduğuna işaret eden Büyükekşi, "Bu avantajları kullanarak finansman problemlerimize daha kalıcı çözümler üretmek için sermaye piyasalarını daha da derinleştirmeye çalışıyoruz. Hükumetimiz önemli kararlar alıyor. Öncelikle dönüşüm programı ve teşvik paketini hayata geçiriyor. Bu bağlamda istihdam ve sanayinin teşvik edilmesi için Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından önemli bir paket geçtiğimiz günlerde açıklandı. Bu pakette tasarruf merkezlerinin Ar-Ge merkezleri gibi desteklenmesi 10 yıllardır devam eden yatırım mallarına ve özellikle yan sanayi ve ham maddelere Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF) uygulanması gibi sorunlara çözüm getiriliyor" diye konuştu.

BANKACILIK SİSTEMİ SON DERECE GÜÇLÜ
Büyükekşi, "Türkiye'nin bankacılık sistemi bütün uluslararası gözetim şirketlerinin de söylediği gibi son derece güçlü" dedi.

Dolar bazında düşen fiyatların, doların değer kazanmasının, paritedeki düşüşün, ihracata baskı yaptığını anlatan Büyükekşi, "Dolar-avro paritesi geçen sene nisan ayında 1,38 idi. Bu sene yüzde 22 düşüş ile 1,08 seviyesine indi. Paritenin negatif etkisi bu aya mahsus sadece 1,5 milyar doları buldu. Kümülatif bazlı baktığımızda sadece AB-28 ülkelerinde avro- dolar paritesi kaybı sebebiyle yaşanan ihracat düşüşü ilk 4 ayda 4,5 milyar doları aştı" diye konuştu.

Büyükekşi, yılın ilk 4 ayında miktar olarak ihracatın binde 6 azaldığını ancak değer bazında ise düşüşün yüzde 8,1 olduğunu ifade ederek "Avro bazında ihracatımız ise yüzde 13,1 artış gösterdi. Aslında mal olarak baktığımızda AB'ye ihracatımızda yüzde 13'lük bir artış var. İhracatımız bu durumda iken biz de kabuğumuza çekilip kaderimize razı olmuyoruz" ifadesini kullandı.

TİM olarak bütün dünya ile irtibat halinde olduklarını ve ihracatın artırılması için çalıştıklarını belirten Büyükekşi, ihracatın katma değerini artırmaya yönelik faaliyetler yapmaya çalıştıklarını söyledi.

Büyükekşi, nisan ayı ihracat rakamlarına bakıldığında ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,8 düşüşle 11 milyar 823 milyon dolar olarak gerçekleştiğini ifade ederek, şöyle devam etti:

"Olaya sadece değer olarak değil miktar olarak baktığımızda nisan ayındaki kilogram bazında ihracatımız yüzde 2,8 yükseldi. Yılın ilk 4 ayında ise ihracatımız yüzde 8,1 düşüşle 48 milyar 951 milyon dolar oldu. Son 12 aylık ihracatımız ise yüzde 1,6 düşüşle 153 milyar 66 milyon dolar oldu. Nisan ayında en fazla ihracatı 1 milyar 843 milyon dolarla otomotiv sektörümüz yaptı. Bu sektörü kimyevi maddeler ve hazır giyim sektörü takip etti. Nisan ayında en fazla ihracat artışını yüzde 64,6 ile fındık sektörü yakaladı. Bu sektörü yüzde 49,6 ile tütün, yüzde 35,9 ile gemi ve yat sektörü takip etti"

Büyükekşi, nisan ayında en fazla ihracatın Almanya, İngiltere, Irak, İtalya ve ABD'ye yapıldığını ifade ederek, "Nisan ayında en fazla ihracat yaptığımız 30 ülke arasında en yüksek ihracat artışını yüzde 35,9 ile Mısır'a gerçekleştirdik. Nisanda AB'ye ihracatımız yüzde 10,4, Afrika'ya ihracatımız yüzde 2,4, Ortadoğu'ya ise yüzde 5,1 gerilerken Kuzey Amerika'ya yüzde 6,2 artış gösterdi" dedi.

SORULAR VE CEVAPLAR
Konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Büyükekşi, bir gazetecinin "ideal kur bandı" konusundaki sorusu üzerine "Biz hiçbir zaman yüksek kur talep etmedik. Biz her şeyin kurla olacağına da inanmıyoruz. Bizim hedefimiz yüksek katma değer yaratabilmek onun için de inovasyona değer vermek ve yüksek teknolojiye yatırım yapılmasını istiyoruz" diye konuştu.

Büyükekşi, kurun tek başına bir öneminin olmadığını ifade ederek, "Kur tek başına bir şey değil. Kaldı ki şu anda yaşanan sıkıntı doların yükselmesi değil şu anda yaşanan sıkıntı dolar - avro paritesi. Sadece nisan ayındaki paritenin etkisi yüzde 22 avro değer kaybetmiş durumda. Türkiye'nin ihracatının yüzde 45'i avro ile yapılıyor AB'ye. Sadece buradan kaynaklanan fark 1,5 milyar dolar kayıtlara olumsuz etki yaratıyor. Bugün paritedeki fark olmazsa böyle bir sonuç zaten yaşanmazdı" değerlendirmesinde bulundu.

"Biz hiçbir zaman kur yükselsin, bizim ihracatımız artsın demedik. Bu son derece yanlış olur" diyen Büyükekşi, "Kur çok hızlı artarsa bu bizde zaten terse dönüyor, arkasından enflasyon yükseliyor. Enflasyonun yükselmesi ile bütün ara mal ve ham madde fiyatları, girdi maliyetleri, enerji gibi işçilik maliyetleri enflasyondan dolayı hemen enflasyona parelel olarak artıyor ve kur artışının bize hiçbir olumlu etkisi olmuyor" ifadesini kullandı.

Büyükekşi, bir gazetecinin bankacılık sistemine ilişkin sorusuna da "Türkiye'nin bankacılık sistemi bütün uluslararası gözetim şirketlerinin de söylediği gibi son derece güçlü. Türkiye'nin bankacılık sistemindeki özellikle şunun altını çizmemiz lazım. Bankaların özellikle gerek BDDK'nın gerek TMSF'nin gerekse Merkez Bankası'nın belirlediği bir çok Avrupa ülkesinden çok iyi durumda" dedi.

Türkiye'de bir bankaya el konulacağı ya da bankanın zarara uğradığı yönündeki spekülatif değerlendirmelere özellikle içinde bulunulan seçim sürecinde itibar edilmemesi gerektiğini vurgulayan Büyükekşi,  "Türkiye'de seçim öncesi çıkan bu tür haberlere kesinlikle itibar edilmemesi gerekir. Türkiye'nin bankacılık sistemini topladığı mevduatın yüzde 120'sini şu anda kredi olarak veriyor, ayrıca yurt dışından kaynak getirerek yatırımcılara, üreticilere kaynak tahsis ediyor. O yüzdende uluslararası kredi kuruluşları Türkiye'nin notunda herhangi bir değişiklik yapmadılar. Bugün İspanya'dan, İtalya'dan, Fransa'dan bir çok ülkenin bankacılık sisteminden daha güçlü bir bankacılık sistemimiz var" dedi.



Kaynak: 

 

AA